Beyşehir’de bir haftasonu

Kendisi küçük ama üzerinizde bıraktığı etki oldukça büyük olan bir ilçeden bahsedeceğim. Doğa ile iç içe olabileceğiniz neredeyse bütün güzellikleri içinde barındıran, yüz ölçümü olarak Türkiye’nin en büyük ili Konya’nın şirin mi şirin ilçesi Beyşehir.

Öncelikle ilçeye neden bu ismin verildiğini anlatmak istiyorum. Bir zamanlar Eşrefoğlu Beyliğinin merkezi olduğu için bu bölgeye beyin şehri deniliyormuş fakat zamanla Beyşehir olarak değişip öyle de kalmış. Türkiye’nin üçüncü büyük gölü olan Beyşehir Gölü’nü içerisinde bulundurarak bu sıfata da sahip olan ilçeye daha önce yolunuz düştü mü bilmiyorum fakat henüz hiç gidip görmediyseniz seyahat listenize mutlaka eklemenizi öneririm.

Günübirlik kültür turu olarak Konya ve diğer illerden birçok tur firması gezi düzenliyor. Bu turlara katılabilir, tek başınıza ya da ailenizle birlikte özel olarak gidebilirsiniz. Özellikle şehrin gürültüsünden, stresinden, kötü havasından bunaldıysanız ve minimum maliyetle maksimum fayda sağlamak istiyorsanız bu ilçe tam da aradığınız yer. Minimum maliyet diyorum çünkü yüz ölçümü küçük olduğu için bir yerden bir yere giderken araç kullanmanıza gerek yok, yürüyerek de ulaşabilirsiniz gideceğiniz yerlere. Eğer konaklamak isterseniz çadırınızı alıp kamp yapabilir, yemek için gölden balık tutabilirsiniz. Yani anlayacağınız tam bir doğal yaşam alanı. Bahar ya da yaz aylarında bir hafta sonu ailenizle birlikte piknik yapmak isterseniz gidebileceğiniz en güzel yerlerden biri. Bazı piknik tutkunları kışın buzlanan gölün üzerinde de piknik yapabiliyor elbette. Yani her mevsim gidebileceğiniz bir yer aslında tercih size kalmış.

Beyşehir Gölü
Beyşehir denince akla ilk gelen göldür, biraz bundan söz etmek istiyorum. Türkiye’nin, Van Gölü ve Tuz Gölünden sonra en büyük üçüncü gölü olan Beyşehir Gölü ayrıca tatlı su göllerinin de en büyüğüdür. Gölde bulunan adaların sayısı zaman zaman su seviyesine göre değişse bile ortalama 33 adet büyüklü küçüklü adanın bulunduğu söyleniyor. Gölü gezebilmek için düzenlenen tekne turlarına katılmanızı tavsiye ederim fiyatı oldukça uygun kişi başı 10 liraydı.

Beyşehir Gölü’nün etrafında -avlanma yasağı haricindeki zamanlarda- balıkçıları görebilir hatta onlardan balık satın alabilir ya da isterseniz kendiniz de balık tutabilirsiniz. Gölde çoğunlukla bulunan balık türü ise Sazan. Diğer türlerden bazıları ise; Aynalı Sazan, Levrek, Kadife ve Akbalık.

Bu kadar balıktan söz ettikten sonra sıra geldi yeme-içme konusuna. Balık yiyebileceğiniz birçok restoran mevcut. Eğer balık sevmiyorsanız köfte ya da tavuk menü seçeneği de olan restoranları tercih etmenizi tavsiye ederim.

Beyşehir Tarhanası
Yazın giderseniz eğer sokaklarda göreceğiniz manzaraya şaşırmayın diye buraya bir fotoğraf bırakmak istiyorum. Güneşte kurumaya bırakılmış tarhanalar… İster böyle kıtır kıtır çerez gibi ister kızartarak isterseniz de çorbasını tüketebileceğiniz ev yapımı son derece doğal bir gıda. Beyşehirli kadınlar kış için hazırlık maksadıyla yapıyorlar bu tarhanaları ama siz dilerseniz satın alabilirsiniz. Sırf bu manzarayı görmek için 90 km yol gittim ben iyi ki gitmişim dedim sonradan.

Eşrefoğlu Camii 1. yüzyılın sonuna doğru Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından yaptırılan camii günümüzde hala hizmet verirken bütün ihtişamıyla da görenleri kendine hayran bırakıyor. Camii içinde bulunan sütunların yapılış hikâyesi ise şöyle: Sedir ağaçlarından kesilen parçalar 5-6 ay gölde ıslatılıp, fırınlandıktan sonra kullanıma hazır hale gelmiş yani sütunların yüzyıllardır camiyi sağlam bir şekilde ayakta tutabilmesinin sebebi buymuş. Gezerken ahşap ve çini sanatının en güzel örneklerinin bu camide toplanmış olduğunu göreceksiniz.

Eşrefoğlu Camii’ne ek olarak görmenizi önereceğim birkaç yer daha var. Bunlar; Eşrefoğlu Hamamı, Bedesten, Taş Köprü ve Yakamanastır Tabiat Parkı. Yakamanastır hem göl manzarasını seyredebileceğiniz hem ormanın içinde sessiz sakin dinlenebileceğiniz hem de piknik yapabileceğiniz bir yer. Burada bulunan seyir kulesine çıkmanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Göl günün her saatinde muazzam bir güzelliğe sahip olsa da güneş batarken ki manzarası bir başka oluyor. Güneş ile gökyüzünün uyumuna bir de gölün eşlik etmesi sizin doğaya hayran kalmanıza sebep oluyor. Güneş gösteriye ilk olarak turuncu renge bürünerek başlıyor sonrasında ise kızıla dönüşürken sizin de içiniz ısınıyor. Dünyanın ve de Türkiye’nin birçok yerinden fotoğrafçılar çekim yapmak için geliyorlar bu ilçeye. Bu arada sizin de fotoğraf makineniz mutlaka yanınızda olsun çok güzel kareler yakalayacağınıza emin olabilirsiniz.

Yazar Hakkında Tüm Yazıları

Betül ACAY

Yorum Bırak

Gerekli alanları doldurmanız yeterli.